ANI YAŞAMAK HİÇBİR ŞEY; PAYLAŞIM HER ŞEY
ANI YAŞAMAK HİÇBİR ŞEY; PAYLAŞIM HER ŞEY
Güzeldir paylaşmak, mutluluğu paylaşmak, sevgiyi paylaşmak, acıyı paylaşmak, yemeğini paylaşmak kısacası hayatı paylaşmak.
Hepimiz istesek de istemesek de hayatımızı paylaşımlarla geçirmiyor muyuz? Hayatın temeli bu değil midir? Hayatı da güzel kılan ve yaşamımıza anlam katan aslında paylaştıkça güzelleşen dünyamız değil midir?
Bu bayram aslında pek denk gelmeyen bir şey denk geliverdi bir anda. Annemde toplandık bir akşam. Aslında haberleşmedik de. Sadece denk geldi. Biz de hayret ettik buna. İlginçti. Kimse kimseye elindeki teknolojiyi kullanarak haber vermemişti. Hiçbirimiz annemde olduğumuzun yer bildirimini yapmamış, annemin bizim için hazırladığı yiyeceklerin fotoğrafını çekip Facebook’a koymamış, Viber, Whatsapp, Skype ve messenger bölümleriyle hiçbir haberleşme yapmamış , etiket yapıp duygu bölümüne mutlu görünen bir çıkartma koyup mutluluğunu belirten hiçbir hazır sözcüğü sanal alemde paylaşmamıştık. Ama en büyüğünden en küçüğüne birkaç eksikle (Oğlum da buna dahil) annemde toplandık işte 🙂
Bahçedeyiz. Hava güzel ve serin. Hepimiz mutluyuz. Sohbetler eşliğinde kahveler içildi. Konular genelde geçtiğimiz bayramdı. Bayramda kimin nerede olduğu, nerede tatil yaptığı, paylaştığı fotoğraflar hakkındaki yorumlar ve bu sıcak yaz günlerini nasıl geçireceğimiz idi. Aslında nasıl geçirdiğimiz ve nasıl geçireceğimiz her halimizden belliydi. Kocaman sanal bir dünyaya sahiptik çünkü. Elimizin altında olan ve sürekli bizim parmak uçlarımız sayesinde hayat bulan, tüm özlemlerimizi, umutlarımızı,hayallerimizi ve duygularımızı yönlendiren hayat pınarımız. Aklımızı robotlaştıran AKILLI TELEFONLAR…
Annem usulca kalktı önce bana geldi ver şunu dedi. Telefonumu kast etti. Verdim. Sonra herkese aynı şekilde elini uzattı. Kimse bir şey demedi. Şaşkınca izledik. Tüm telefonları toplayıp içeriye gitti ve gözden kayboldu. Şaşırdık. Geri döndü ve aynı sakinlikle oturdu. Birbirimize baktık. Kimsede çıt yok.
Haydi bakalım dedi bir anda şimdi konuşun. Ben sorayım siz cevap verin. Çocuklar nene ne yapıyorsun demeye kalmadı ki onları da susturdu. Merakla beklemeye başladık ne yapacağını. Odaklanacak hiçbir şeyimiz olmadığı için de (malum telefonlarımız da yok ya bir boşluğa düştük) merakla sadece anneme odaklandık. Sınavda gibiydik ve inanın ki hepimiz sınıfta kaldık 🙂
Sorular ne miydi? Sadece birkaç tanesini paylaşmam yeterli sanırım. Annem önce birbirimizin telefon numaralarını sordu. Cevaplar ilginçti. Ezberimde yok, sonu şuydu galiba, veya telefon yok aklımda niye tutayım ki oldu. Demek ki hatırlamak duygusunu bile yitirmişiz. Nasıl olsa elimizdeki yardımcımız bize her şeyi hatırlattığı gibi onu da hatırlatıyor. Birbirimizin telefon numaralarını pek ezberimizde tutamamışız. Malum telefonda kayıtlı ya ezberlemek aklımıza gelmemiş. Kimsede saat olmadığı için saat kaç sorusuna cevap veremedik. Telefonlarımız yok ya bakamadık. Birkaç yakın akrabamızı annem hatırlattığı halde hatırlayamadık çünkü Facebook yaş sınırının üzerinde oldukları için profillerini unuttuk. Doğum günleri sorusunun cevabı faciaydı. Kimin çocuğu hangi tarihti doğmuştu birbirine karıştırdık.
Şöyle bir düşündüm de annemin sınavı boyunca yılardır sesini duymadığım ve görmediğim birçok insanın sanal alemde her gün ve her dakika ne yaptığını, nereye gittiğini, mutlu ve mutsuz anlarını, kendini iyi ve kötü hissettiği anlarını, hatta kahvaltıda ve akşam yemeğinde ne yediğini takip ediyormuşum. Bir düşünsenize gün içerisinde yaşadığımız kaç tane anımızı sadece doyasıya yaşayabiliyoruz sanal alemde paylaşma ihtiyacı duymadan. Neden yaptığımız her şeyi paylaşmaktan mutlu oluyoruz. Elbetteki toplumsal ve kültürel paylaşımlar yararlıdır. Hatır sormak yararlıdır. Özlediklerinizle karşılıklı görüntülü konuşmak yararlıdır. Saymakla bitmeyecek kadar yararlıdır teknoloji ve hayatımızın olmazsa olmaz ihtiyacıdır artık. Ama illa da her anımızı yaşamadan ölümsüzleştirmek ve zevkine varmak yerine paylaşarak öldürmek zorunda mıyız. Sabah kalktığınızda mutlu hissediyor olmak veya paylaşacak bir şey bulamayınca çok sıkılmış hissetmeniz kimin ne kadar umurunda ki. Ya da hangi tatil köyünde güneş altında kavrulurken çektiğiniz Selfie’ler.
Biz o akşam annemin evinde sadece sohbet ettik. Kahkahalar attık birbirimize takıldık. Çocuklarımızın büyüdüğünü, annemin artık daha yorgun ve daha güçsüz olduğunu, farkında olmadan fark etmeyi unuttuğumuzu farkına vardık.. Sevgiyi, mutluluğu ve acılarınızı gülümseyerek, konuşarak, dokunarak, ağlayarak ifade etmek için ara sıra da olsa bunu ruhunuz ve bedeninizle yapın. İnanın yaşadığınız an paylaşmaya harcadığınız zamandan daha değerlidir.


süper bir yazı olmuş hülya hanım elinizi yüreğinize sağlık yazılarınızın devamı bekliyorum başarılarınızın devamını dilerim
harika bir yazı daha muhteşemsiniz hülya hanım ellerinize sağlık yazılarınızın devamını bekliyorum her şey gönlünüzce olsun
sizin yazılarınızı okumak büyük keyif alıyorum doyamıyorum okumaya yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum başarılarınız daim olsun
muhteşem bir yazı daha yazılarınızın devamı bekliyorum takipçinizim insanlar bence artık paylaşmayı unutmaya başladılar hayatta başarılar dilerim