| KIBRIS ORTAM |

Batan Gemiden Can Kurtarmak!

Murat Takmaz

Murat Takmaz

Öğretmenin biri bir gün denizin ortasında batmakta olan bir geminin hikayesini sınıfta bulunan öğrencileriyle paylaşır.

Gemideki çift cankurtaran botunun yanına kadar gelir ve sadece bir kişilik yer olduğunu görür.

Hikayenin gerçekliği hakkında tamamen emin olmasam da, hepimizin hikayeden ders çıkaracağını zannediyorum.

Öğretmen, vakit kaybetmeden hikayeyi anlatmaya başlar.

Gemi, denizin ortasında aniden birdenbire batmaya başlar. Gemideki bir çift aile cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görürler.

O an adam hiç düşünmeden karısını geride bırakır ve bota biner.

Batmak üzere olan gemideki kadın kocasına bakar ve son cümlesi aynen şu olur.

Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne söylemiş olabilir?” diye sorar.

Öğrencilerinin bir çoğu: “Senden nefret ediyorum. Yaramaz herif!” demiştir diye öğretmene cevap verir.

Öğretmen, sınıfın en uc köşesinde sessizce oturan bir çocuk görür ve aynı soruyu ona da sorar. Çocuk, “Öğretmenim bence ‘Çocuğumuza iyi bak demiştir’” diye cevap verir.

Öğretmen birden şaşırarak çocuğa sorar, “Daha önce bu hikayeyi duymuş muydun evladım?”

Çocuk kafasını sallar ve “Hayır duymadım ama annem babam vefat etmeden önce aynı şeyi söylemişti.” der.

Öğretmen suratında çok üzgün bir ifadeyle, “Cevabın doğru evladım” der.

Gemi batar, adam evine gider ve küçük kız çocuğunu bir başına yetiştirir.

Yıllar geçer sonra çocuk vefat eden babasının günlüğünü bulur.

Meğerse, çift gemi seyahatine çıktıklarında kadına kurtuluşu olmayan ölümcül hastalık teşhisi konmuş. O kritik anda, baba ölmek üzere olan karısı yerine kendini bota atmış.

Baba günlüğünde şunları yazmış, “Denizin dibine seninle beraber batmayı o kadar isterdim ki… Ama çocuğumuz için, tek başına denize batmanı izlemek zorunda kaldım çok üzgünüm.” yazmış.

Hikaye biter ve sınıf sus pus olur dona kalır.

Öğretmen, öğrencilerinin hikayeden gereken dersi çıkardıklarını düşünür. İyiyle kötüyü ayırmanın, aralarındaki ince çizginin ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu anladıklarını düşünür.

Bu nedenle, hiçbir olaya yüzeysel olarak bakmamalı ve kesinlikle ön yargılarda bulunmamalıyız.

Hesap geldiğinde hesabı ödeyen bir arkadaş, zorunlu hissettiği için değil arkadaşlığa paradan daha çok önem verdiği için bunu yapar.

İş hayatında sürekli insiyatif alanlar bunu aptal oldukları için değil sorumluluğun ne demek olduğunu bildiklerinden yaparlar.

Tartışma sonrasında ilk özür dileyen kişi bunu suçlu olduğu için değil etrafındakilere değer verdiği için yapar.

Size sürekli mesaj atan birisi, yapacak başka bir şeyi olmadığından değil, size önem verdiğinden bunu yapar.

Bir gün hepimiz sevdiklerimizden bir şekilde ayrılacağız. Sohbetlerimizi ve beraber kurduğumuz hayalleri özleyeceğiz.

Bir gün çocuklarımız eskilerden bir fotoğraf görecek ve “Bunlar kim?” diye soracaklar. İçimiz kan ağlayarak “Bunlar, hayatımın en güzel günlerini geçirdiğim insanlar.” diye cevap vereceğiz.

İlham verici ve duygu yüklü hikayeyi arkadaşlarınız ve aileniz ile paylaşmayı ihmal etmeyin.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. çilem zaner dedi ki:

    elinize sağlık murat bey harika bir hikaye gerçekten tekrar yazılarınızı okumak isterim başarılarınızın devamını dilerim bol yazılı

  2. kaan ateş dedi ki:

    güzel bir hikaye gerçekten elinize sağlık sürekli takipçinizim başarılarınızın devamını dilerim hayatta başarılar

  3. yıldız ulaş dedi ki:

    yazınız çok güzel yazılarınızın devamı bekliyorum takipçinizim hiç usanmadan yazılarınızı okuya bilirim ellerinize sağlık başarılarınızın devamı dilerim

BİR YORUM YAZ