Okyanus’un Ötesiydi Ömrümün Öbür Yarısı
Okyanus’un Ötesiydi Ömrümün Öbür Yarısı
Ölüm vardı bu şehrin gecelerinde, ter kokuyordu, rüzgar değdiğinde tenime. Ağlıyordu ağaçlar, siyahtı sabahlar, sabahlar günü çağırmıyordu artık ve gitmiyordu yolcular gitmiyordu son otobüste..
Oğlum çağırıyordu beni, büyümüştü artık, baba diyordu baba, ben beklerim annemi, sende git der gibiydi bakışları…
Viran bir şehirde sessiz geliyordu ölümler, hayat başlı başına bir zulüm iken, bu gün daha erken diyordu yaşam…
Oysa biz unutmuştuk yaşama dair tüm mutlulukları, bir tek hüzünler kalmışken elimizde, yüzümüze gözümüze bulaşmışken bir çuval incir, biz hep haklıydık sonbaharı son bekleyişimiz de…
Oysa ölüm vardı hayatın tüm satır aralarında, aralıksız yağan yağmur nasıl ki yarıyorsa toprağa ölümde huzur vardı, hoyrat bir yaşamın sonunda…
Aslında her mutluluğun arkası bir matemdi, mahrumdu sevinçler, maksadı yoktu sözlerin, gelişi güzeldi özlemler, şiirler yoktu artık, tükeniyordu sevgiler, Okyanus’un ötesiydi ömrümün öbür yarısı dediğim sen, sonsuzluk gibi derin ve mavi.
Bugünde bitti işte, solmuştu güller, gözyaşları içinde…

