KIBRIS CUMHURİYETİ
İmzalanan antlaşmaların ardından, 199 maddeden oluşan Kıbrıs Anayasası belirlenir. Anayasaya göre 3 Türk 7 Rum bakan ile 2 Nisan 1959’da bir geçiş hükumeti kurulur. Anayasaya göre Kıbrıs, Rum bir Cumhurbaşkanı ve Türk yardımcısının, 7 Rum’a karşılık 3 Türk’ten oluşan bakanlar kurulu ayrıca genel seçimlerde toplumların ayrı oylamayla 7/3 oranında seçeceği 50 üyeden oluşacak temsilciler meclisiyle bağımsız bir Cumhuriyet olacaktı. Yasaların uygulanmasında ve vergiler gibi hassas ve önemli konularda her iki toplum temsilcilerinin ayrı ayrı çoğunluk oyları aranacaktı. Çok önemli bir madde olarak Anayasaya eklenen Garantörlük ve İttifak Antlaşması uyarınca da Türkiye, İngiltere ve Yunanistan anayasada herhangi bir ihlal durumunda birlikte ya da tek olarak adaya müdahale edebilecekti. Hukuk sistemi, Rum ve Türk’ten oluşup tarafsız bir ülkeden sözleşmeli bir hakimin başında yer alacağı Anayasa Mahkemesi başkanlığı altında yürütülecekti.Ayrıca iki toplumun din, kültür ve eğitim konuları için ayrı mahkemeleri olacaktı. Tüm maddeler iki toplumun adı çizilerek farklılığı ve ayrımı korunmuştu. Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasına göre azınlık değil, eşit şartlar ve haklara sahip milli varlık kabul edilmişti. Kıbrıs Cumhuriyeti, 15–16 Ağustos 1959 gecesi devlet olarak resmi bir törenle kurulur. Anayasaya göre devlet işlerinde Türkler Rumlardan daha az olarak (30/70) ve askeri birliklerde (40/60) gibi kurallar içerisinde denge sağlanarak yürütülecekti. Anlaşma gereği Türkiye, Yunanistan ve İngiltere için Kıbrıs Cumhuriyeti “en çok ayrıcalıklı ülkeler” olarak gösterilmekle beraber, kendi toplumları için mali yardımda bulunma serbestliği tanındı. Türk ve Yunan askerlerine adadaki belli bölgelere garantör devlet olarak üs kurma hakkı verilir. 16 Ağustos günü antlaşmalar gereği adaya 950 Yunan, 650 Türk askeri çıkar. Mağusa’dan karaya çıkan Türk askeri 82 yıl sonra Kıbrıs’ta Türk bayrağını yeniden dalgalandırır. Türkiye ve Yunanistan’dan gelen askerler, antlaşmalara göre 6’ya 4 oranında Rum ve Türklerden oluşan 2000 kişilik Kıbrıs Ulusal Muhafızların’dan ayrı olacaktı. 4 Aralık 1959’da acil durum ilan edilir ve 9 gün sonra da Makarios Cumhurbaşkanı seçilir. Aynı gün Kıbrıslı Türklerin lideri Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı seçilir. 31 Temmuz 1961’de Temsilciler Meclisi ilk genel seçimi yapılır. Rumlara ayrılan 35 sandalyenin 30’unu Makarios taraftarları 5 tanesini de Akel’in taraftarları kazanır. Türklere ayrılan 15 sandalyeyi Fazıl Küçük taraftarları alır. Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960 yılında yürürlüğe girer. Bir ay sonra Birleşmiş Milletler üyesi olur. 1961 yılında İngiliz Milletler Topluluğu’na alınır. (Commonwealt).BM üyesi olan Kıbrıs, iki toplum arasında olan her soruna müdahil olur. 1961 Aralık ayında Kıbrıs Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF)’ye üye olur.
KIBRIS CUMHURİYETİ’NDE TOPLUMLAR ARASI BÖLÜNME VE ŞİDDET
Kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Türkleri güven ortamı sağlanacağı için rahatlatırken, Özellikle EOKA kuruluşu üyesi Rumları Enosis’i gerçekleştiremedikleri için huzursuz etmişti. Bu yüzden bağımsızlık barışı getirememişti. Makarios Londra-Zürih Antlaşmaları’nı sömürge yönetiminden kalma bir haksızlık olarak değerlendiriyordu. Rumlar, Makarios ve Eokacılar Türkleri yıldıracak etkinliklere başladılar. Agonitis ismiyle çıkan bir gazete ile Eokacılar ve halk örgütleniyor ve planlı saldırılar düzenliyordu. İngiliz Yönetimi döneminde 80 yıl pasif kalan Türkler bu dönemde siyasi olarak harekete geçer. En büyük anlaşmazlık sebebi birliklerin 6/4 olarak Kıbrıs Ordusunu emretmesi idi. Makarios tam bütünleşme ister fakat Fazıl Küçük ayrılmış bölükler olarak tercih yapar. Fazıl Küçük veto hakkını kullanarak birleşik kuvvetler önerisini ret eder.(20 Ekim 1961). Hükumet birimlerine alınacak görevliler konusunda ve vergi yasasında da uzlaşamazlar. Ayrıca belediyeler konusunda da uzlaşma sağlanamaz. Neticede 1960 Anayasası maddeleri altındaki hükumet bu anlaşmazlıklar sonucunda çalışamaz duruma gelir.
Bunlar olurken iki toplumun da yeraltı örgütleri canlı tutulmuştu. TMT ve EOKA tekrar talimlere başlar.(1962). Türkiye ve Yunanistan’dan adaya gizlice silahlar sokuluyor üçlü anlaşmadan dolayı adada bulunan Türk ve Yunan askeri birlikleri bu örgütlere destek veriyordu. Makarios’un arkadaşı olan İç İşleri Bakanı Polikarpos Yorgacis Akritas Planı diye adlandırılan bir plan önerir.(1963). Uluslararası toplumu, Türklere fazla taviz verildiğine ikna edilirse ve ada etkin bir hükumetle yönetilirse anayasada reform yapılabilirdi. Planın bir diğer amacı da Garantörlük ve İttifak Antlaşmasını iptal etmekti. Bu plan Türkleri azınlık ilan ediyordu ve gerçekleşirse ENOSİS mümkün olabilecekti. Makarios 13 maddelik anayasada değişliklik yapılmasını, Cumhurbaşkanı ve yardımcısının veto hakkının kaldırılması önerir.(30 kasım 1963). Türkler bu öneriyi ret ederler. Bu gerilimi iyice artırır. Ortamı daha da gerecek bir açıklama yapılır. 21 ve 22 Aralık 1963’te Türklerin azınlık olduğu açıklaması yapılır. 21 Aralık 1963’te Lefkoşa’da Rum polis devriyesi kimlik kontrolü esnasında Türk bir çiftçi Türk tarafına yakın bir yerde durdurulur.Şiddet patlak verir ve çiftçi öldürülür. Bunun üzerine TMT bazı Rumları esir alır. Akritas kod adını kullanan EOKA liderlerinden Polikarpos Yorgacis’in önderlik ettiği Rumlar, Lefkoşa’daki Küçük Kaymaklı bölgesinde katliam yapar.(22 Aralık 1963). Nikos Sampson’un başında bulunduğu takviye kuvvetler gelerek Türkleri genç yaşlı demeden öldürürler. 23 Aralık 1963’te gerçekleşen bu katliamda Türkler 92 ölü, 475 yaralı ve birçok kayıp verir. Adada bulunan Türk kuvvetleri Girne’ye giden yola hakim olan St. Hilarion Kalesi’nin bulunduğu bölgede güçlü bir noktayı işgal eder. Bu nokta her iki tarafın da ele geçirmek istediği bir alan olur. Lefkoşa’da Türk ve Rum bölgelerini ayıran (Sonradan Yeşil hat olarak bilinen yer) bölgede çatışmalar olur. Yaşanlarından endişe eden birçok Türk, Adanın farklı yerlerindeki evlerini terk ettiler. 203 köy terk edilir ve TMT’nin güvenliğini sağladığı bölgelere toplanırlar. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fazıl Küçük ve Türk bakanlar hükumetten ayrılırlar. Tarlhte Kanlı Noel olarak geçen katliamın ardından Türk Hava Kuvvetleri 25 Aralık 1963 yılında ihtar uçuşları yaparlar. Ateşkes ilan edilir ve İngiliz Kuvvetleri 29 Aralık 1963 yılında bugün Yeşil Hat olarak bilinen bölgeye girerler. Bu olaylar Kıbrıs’ın bölünmesine yol açan olayların başlangıcı olur. 1 Ocak 1964’te Makarios Kıbrıs ile ilgili bütün antlaşmaları fes eder. Kıbrıs Cumhuriyeti de ortadan kalkmış olur. Resmi olmayan Rum yönetimi ki bu haksızca Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındı Kıbrıs adına kararlar almaya başlar. Bu gelişmeler üzerine İngiltere, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs iki toplum temsilcileri ile BM Genel Sekreteri U Thant Londra’da bir araya gelirler.(15 Ocak 1964). Türkiye ve Kıbrıslı Türkler federal bir yönetimi önerir. BM Genel Sekreteri U Thant, BM Barış Gücü yönetimindeki Kantonal Yönetim planını Makarios ENOSİS’e engel oluşturacağı düşüncesiyle ret eder. Toplantı sonuçsuz kalır. Kıbrıs hükumetinin isteği üzerine adaya özel bir temsilci gönderilir. Makarios sözde bağlantısız bir politika izleyerek bu ülkelerin desteğini almayı başarır. 4 Mart 1964’te Londra Konferansı çözüm getirmediği için 186 sayılı karar uyarınca BM Güvenlik Konseyi her iki toplumun barış içinde yaşaması gerektiğini, şiddetin durmasını ve barış gücü ile arabulucunun tayinini öngörür. Kıbrıs hükumetinden de her türlü tedbirin alınmasını istenir. Kıbrıs Hükumeti diye kullanılan bu terim dünyanın Kıbrıs Rum yönetimini hükumet olarak nuhatap almaya teşvik etmiş olup o günden bu güne kadar bu vahim hata sebebiyle Kıbrıs Rum yönetimi tüm Kıbrıs halkının temsilcisi olarak görülür. Ayrıca bu durum Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anayasasına da aykırı bir durum ortaya koyar. BM Barış Gücü birlikleri adaya gelmeye başlar. Barış Gücü (United Nations Peace Keeping Force in Cyprus-UNFICYP)’nün sayısı 6500 askere yükselir. Üç aylık bir görev için gelen kuvvet bugün az sayıda da olsa görev yapmaktadır. Barış Kuvvetleri Komutanı Peter Young Lefkoşa’da kendi birliklerini harita üzerinde yeşil kalemle belirler ve buna Yeşil Hat denir.
Buna rağmen Nisan-Mayıs 1964’te toplumlar arası şiddetli çarpışmalar devam etti. 4 Nisan 1964 Zürih ve Londra Antlaşmalarının bir parçası olan ittifak antlaşmasını Makarios fes etti. Türklere saldırılar tekrar başladı. 9 Mart 1964’te Baf, 19 Mart’ta da Gaziveren ve diğer bölgelerde yaşayan Türklere saldırılar oldu. Rum şiddetinden kaçan Türkler evlerini terk edip çadırlarda ve çok kötü koşullarda yaşamaya mahkum edildi. Lefkoşa’ya gelemeyen birçok Türk evlerini ve topraklarını terkedip daha güvenli yerlere sığındılar. Kıbrıs’lı Rum üyelerle birlikte hareket eden Temsilciler Meclisi Haziran 1964’te Ulusal Muhafız Birliği olarak adlandırılan Kıbrıslı erkeklerden yaşı 18-59 arasındakilerden oluşan mecburi askerlik hizmetinden mükellef oldukları yasayı meclisten geçirir. Yasaya göre silah taşıma sadece polise ve milli kuvvetlere verilir. Grivas (EOKA örgütünün Lideri) adaya davet edilir ve Milli kuvvetlerin komutasını alır. Kıbrıs Cumhuriyeti Hükumeti tüm olanaklarını EOKA için kullanmaya başlar. Türk emniyet kuvvetleri tamamen etkisiz hale gelir. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler Yunan birliklerin adaya gelip düzenli olarak Ulusal Muhafızlara katıldığını açıklarlar. Saldırılar artınca Türkiye 7 Haziran 1964’te harekete geçti fakat ABD Başkanı Lyndon B. Johnson 5 Haziran 1964’te TC Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye tehdit içeren bir mektup gönderir. Türkiye harekattan vaz geçer. Türkiye’de ABD’ye karşı büyük bir tepki oluşur. ABD durumu yumuşatmak için eski Dışişleri bakanı Dean Acheson’u arabulucu olarak Cenevre’ye gönderir. (10 Temmuz 1964). Burda Rum ve Türk temsilcilerine kendi adıyla anılan bir plan önerir. Rumların ENOSİS’i gerçekleştirmesi karşılığında Yunanistan Ege’deki Kastelorizzon adasını Türkiye’ye verecek oraya göç edecek Kıbrıslı Türklere tazminat verilecek, Türklerin kaldığı güvenli yerleşim bölgesi ve Türk ordusunun kullandığı üs de Kıbrıs hükumetine devredilecekti. Makarios planın TAKSİM’in değiştirilmiş bir modeli olarak gördüğünden ret eder. Görüşmelerin ardından Kıbrıslı Rumlar, Erenköy(Kokkina) ile Mansura’ya saldırır. BM Barış Gücü saldırıyı engelleyemez. Bu sebeple Türk Ordusu’na ait jetler 8-9 Ağustos 1964 tarihinde Erenköy ve Güzelyurt körfezi çevresindeki Rum mevzilerini bombalar. Bu harekatta Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı düşürülür. BM Barış Gücünün bundan haberi olması rağmen işkence edilerek şehit edilir. Bu olay üzerine ABD ve İngiltere BM’e başvurur ve ateşkes kararı çıkar. Makarios Türklerin yaşadığı bölgelere yardım yapılmasını engeller fakat Eylül ayında Türkiye kuvvet kullanarak bu yardımları ulaştırınca göz yummak zorunda kalır.
1964 senesinde ekonomi ve tarımda uğranılan zarar dışında Rum bölgelerinde ve devlet dairelerinde çalışan 4000 civarında Türk işten çıkartılmış, 109 kasabada Türklere ait 527 ev tahrip edilmiş, 2000 ev hasar görmüş, 25.000 Türk yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalmıştı. Seçimle iş başına gelen Kıbrıslı Türk temsilciler Temmuz 1965’te Temsilciler Meclisine girememişler bu Rumlar tarafından engellenmişti. Türkler de siyasi platformda kendilerini savunmak için Genel Komite kurarlar. Bu adadaki iki toplumun ayrışmasında bir adım olur. BM Genel Asamblesi Kıbrıs’ın egemenliğini ayrıca dış müdahalelerin yasal olmadığını açıkar.(18 Aralık 1965-2077 kararı ile)Türkiye zaten bu dönemde hep Üçüncü Dünya ülkelerinin desteğini almaktaydı. BM adaya arabulucu olarak U-Thant’ı atamaya karar verir. Çünkü zıtlaşmalardan bir uzlaşma çıkması mümkün değildi. Görüşmeler gerginliği önleyemedi. 1967 yılından sonra Yunan Ordusu’nun desteği ile Rum saldırıları daha da arttı. İpler koptu. U-Thant uzlaşmazlık yüzünden 10 Haziran 1966’da BM Güvenlik Konseyinin, kendisinin ve daha önceki BM arabulucusu Ekvator’lu Galo Plaza’nın görevinde başarısız olduğunu itiraf eder. BM Kıbrıs sorununa çözüm bulmada umutsuzluğa düşer. 1963 olaylarından sonra Rum askeri birliklerinin Türklere ait olan bölgelerden geçmesi yasaklanır. Grivas, BM’in Türk yerleşim bölgelerine devriye koymasına karşı çıkar. Larnaka bölgesi ve Türklerin çoğunlukta olduğu stratejik açıdan önemli Geçitkale(Agios Theodoros) ile Boğaziçi(Kophinou) arasındaki yollardan geçmek istemelerine Türkler karşı çıkar. 15 Kasım 1967’de askerler ve Yunan Alayı subayları ile ağır silahla donatılmış 5000-6000 kişilik kuvvetle Barış Gücü’nün gözleri önünde Geçitkale ve Boğaziçi’ne saldırır. 30 Türk öldürülür. Türkiye ve Yunanistan arasındaki görüşmeler kesilir. TBMM müdahale kararı alır. Kıbrıslı Türkleri korumak ve müdahale etmek için güç kullanmakla tehdit eder.
Türkiye Yunanistan ve Türkiye’yi ayıran Trakya sınırına birliklerini yığar. Ültimatom verir. Yunan birliklerinin ve Grivası’ın Kıbrıs’tan ayrılması, Boğaziçi ve Getitkale için tazminat ödenmesi ve Ulusal Muhafız Birliği’nin dağılmasını ister. 20 Kasım 1967’de Grivas birlikten ayrılır ve adayı terk eder. Türkiye diğer isteklerinde diretince iki Nato üyesi savaşın eşiğine gelir. ABD özel temsilcisi Cyrus R. Vance Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’a gönderilir. 1960 anlaşmalarının izin verdiği birlikler dışındaki birlikleri çekmeye her iki taraf da kabul eder. Türkler kendilerini ve haklarını korumak için 28 Kasım 1967’de Geçici Türk Yönetimini ilan eder. Fazıl Küçük başkan, Rauf Denktaş ise başkan yardımcısı olur. Geçici Türk Yönetimi, Kıbrıs Türk Toplum Meclisi’ni kaldırmaz ve kendini de hükumet olarak ilan etmez. Bu Zürih-Londra antlaşmalarına aykırıydı ve haksız duruma düşerlerdi. Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi ile iki toplum birbirinden ayrılmış olur. BM Genel sekreteri uzlaşma için 1968-1972 tarihleri arasında görüşmeleri sürdürür. Bir sonuca varılamaz. Makarios Türklere karşı ekonomik ambargoya başlar. 1968 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Makarios seçimleri kazanır. Atanma töreninde yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununun güç ile değil de BM şartları içerisinde çözüleceğini açıklar. Kıbrıslıların barış içinde eşit haklarla üniter bir devlette yaşamaları gerektiğini söyler. Bu uzlaşımcı tavrından rahatsız olan ve onun gibi düşünmeyenler vardır. 1970’te ona karşı başarısız bir suikast düzenlenir.Toplumlar arası görüşmeler BM himayesinde Temsilciler Meclisi Başkanı Glavkos Clerides ve Rauf Denktaş arasında 11 Haziran 1968’te Beyrut’ta başlar. Görüşmeler 24 Haziran’da Lefkoşa’da devam eder. Bazı konularda uzlaşma sağlansa da sonuç alınamaz. Görüşmeler sürerken parlemento seçimleri yapılır.(5 Temmuz 1970). Enosis’e karşı olanlar milletvekilliği kazanamaz. Denktaş taraftarları da 15 milletvekilliği kazanır. Makarios Cumhurbaşkanı idi ama otoritesinin Türk yerleşim bölgelerinde geçerli olmadığı görülüyordu. 1971’te iki toplum arasında tansiyon yeniden yükselir. Atina’ya döndüğünden itibaren gazetelere verdiği demeçlerle Makarios’u hain ilan eden Grivas gizlice adaya döner. EOKA B (Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü) gerilla örgütünü kurmaya başlar. Grivas’ın gelmesiyle ENOSİS’i savunan üç gazete aynı zamanlarda kurulur. Bu hareketler Yunanistan’ı yöneten askeri cunta tarafından da desteklenir. Cunta Makarios’un kovulmasını ister ve Grivas’a destek verir. Grivas terörist ve propoganda saldırılarına devam eder. 1972 yılında Atina gazeteleri Kıbrıs’a Makarios hükümetinin isteği ile Çekoslovakya Silahlarının geldiğine dair bir haber yayınlar. Toplumlararası tansiyon yükselir. Makarios bu silahları kendi birliği için almıştır. Yunan hükümeti buna karşı çıkar. Türkiye de buna karşı çıkar. Her iki toplum da bu silahların UNFICYP’ye verilmesini ister. Makarios bunu kabul etmek durumunda kalır. Atina ve Lefkoşa arasındaki ilişkiler en alt seviyeye iner. Makarios Yunan baskısı karşısında kabineyi yeniler. Makarios karşıtı çalışmalar başlar. Makarios’u görevden alıp ENOSİS’i gerçekleştirmek planlanıyordu. Grivas güçlüydü ve Makarios’a karşı bir tehditti. 1972 yılında Makarios diğer bir saldırıyla karşı karşıya kalır. Kıbrıs Kilisesi’nin üç piskoposu din yetkilerini gasp etmekle suçladığı Makarios’un cumhurbaşkanlığından ayrılmasını ister. Makarios onları görevden alır. Grivas 27 Ocak 1974’te kalp krizinden ölür. Makarios EOKA-B üyelerine af çıkartır. Liderlerin ölümü ile terörü bırakacakları umut edilir. Grivas’ın cenaze törenine katılan 100.000 kişi bu amacın devam ettiğini gösterir. Grivas’tan sonra EOKA’nın başına getirtilen Georgios Karusos mücadelenin siyasetle yapılmasını ister fakat ENOSİS taraftarları buna karşı çıkar. Karusos Kıbrıs’ı terk edip Yunanistan’a kaçar.
